1- Sizi tanıyabilir miyiz?
Adım Ferhat Özmerzi; ben de ODTÜ’den mezunum, ODTÜ Makine 1989 mezunu. Daha sonrasında çeşitli iş yerlerinde çalıştım Aselsan, BekSA ondan sonra Fransız kuruluşu bir şirket Neksans daha sonra da yaklaşık 14 ay önce Goodyear Adapazarı fabrikasında fabrika direktörü olarak işe başladım.

2- Çalıştığınız şirket hakkında ve içerisinde bulunduğu sektör hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Öncelikle Goodyeardan başlayayım biraz, bildiğiniz gibi global bir şirket. 3 bölgeye ayrılmış durumda; Avrupa, Amerika ve Asya Pasifik. Karlılığın büyük çounluğu son 3-4 yıl için Amerika ve Asya Pasifikten geliyor, avrupa bölgesi biraz daha karlılıkta sıkıntılı durumda zarar kısmına geçiyor. Bunun ana sebeplerinden birkaçı da Çinden bu bölgeye çok fazla lastik geliyor artı özellikle Doğu Avrupadaki maliyetlerin ucuz olmasından dolayı rakiplerin bu bölgeye yaptığı yatırımlar. Türkiyede de Bridestone petlas gibi şirketlerin farklı bölgelere yeni yatırımlar yaptığını gözlemliyoruz. Bu bağlamda bizim için de yapmamız gereken senin de üyesi olduğun topluluk gibi Verimliliğimizi artırıp, rekabetçi konumumuzu sürdürebilmek. Bizim için (Adapazarı Fabrikası) açısından da bakarsak 2016 yılına kıyasla 2017 yılında üretimlerimizi artıtrdık yaklasık 300-350 bin lastik daha fazla üreteceğiz bu yıl. Bu 300-350 bin lastik artışımızı yeni çalışan almakdan ziyade fabrika verimliliklerimizi artırarak gerçekleştiriyoruz. Takip eden yıllarda da otomasyona yönelip direct indirect operator sayımızı azaltarak maliyelrimizi biraz daha düşürmeyi hedefliyoruz. Sektöre gelirsek sektör rekabetçi bir sektör, yavaş yavaş karlılık oranlarının düştüğü bir sektör aslında. Bildiğiniz gibi eskiden 5 büyükler vardı, Goodyear, bridgestone, Michelin, Pirelli, continental darken şimdi yavaş yavaş Çinli rakipler de gelmeye başlıyor ve Çinli rakiplerin paraları da bol. O yüzden yaptıkları yatırımların verimlikleri de yüksek geri dönüşümleri de yüksek. Bu 5 büyük şirket de öyle ya da böyle bu rakipleri takip etmek mecburiyetinde, ve onun için de zaten büyük planlar yapılıyor. Onun dışında sektör şuanlık inovasyona çok açık baktığınızda otomotiv sektöründe lastik ve motor diğerleri kadar gelişim gösteren bir endüstri değil ama aslında ikisi de otomotivin can damarı. Onun için kritik parçalar ama diğer elementler kadar yüksek hızlı bir teknolojik bir gelişim yok. Onun için aslında şöyle derler ingilizcesinden çevirmeye çalışırsak motor ve lastik evrim geçirir ama diğer parçalar devrim yapar. Yani motor ve lastik yavaş gelişimlerle ilerlerken diğerleri hızlı bir şekilde büyük gelişimler gösterir. Onun için bizimde lastik sektörü olarak bu gelişim trendini yakalamamız gerekiyor.

3- Bu sektörde ve/veya departmanda çalışmaya nasıl karar verdiniz? Sahip olduğunuz hangi özellikler bu seçimde etkili oldu?
Aslında ben direkt lastik sektöründen gelmiyorum, lastik yan sanayinden geliyorum. Daha önceki iş yerinde lastikçilere çelik kort dediğimiz lastik takviye telini tedarik eden bir firmada çalışıyordum, 16 yıl boyunca çalıştım o firmada. 5 büyük dahil birçok farklı lastik fabrikasına girip çıkmışlığım var bu yüzden, onun için yabancı olmadığım bir sektör ancak dediğim gibi lastiği bilen bir kişi değildim. Buraya gelmemdeki en büyük etmenlerden biri değişik sektörlerde, kademelerde yöneticilik tecrübemin olması, üniversitede iyi bir okuldan mezun olmam, ingilizcemin iyi olması artı yurt dışında da değişik pozisyonlarda çalışmış olmam. 2 defa yurtdışında, Belçika ve Slovakyada, toplamda 7 yıl değişik pozisyonlarda yöneticilik yaptım. Bence bunların birleşimi beni şuanda bulunduğum noktaya getirdi.

4- Sizce çalışılan alanın kendinize uygun olup olmadığını nasıl anlarsınız?
Öncesinde çok iyi araştırmak gerekiyor o bölümde çalışan veya benzer bölümlerde çalışan insanlarla temasa geçip, böülümdeki hedefler nedir beklentiler nedir yapılan işler nedir bunları iyi anlayıp ondan sonra sizin zevk aldığımız hoşunuza giden işlerle ne kadar öpüştüğüne bakmak gerekiyor çünkü bazı bölümler çok tekniktir detaya girmek gerekir eğer detaya girmekten çok hoşlanmıyorsanız o bölümde çok fazla mutlu olmazsınız, mutlu olmadığınız zaman da zaten başarılı olmazsınız ve yükselemezsiniz. Bazı pozisyonlar teknik değildir, detaya girmenize gerek yok biraz daha fazla insanla uğraşmanız gerekir, insanı yönetmeniz gerekir eğer insanı yönetmekten hoşlanmıyorsanız, insan ilişkilerinde sıkıntı çekiyorsanız bu sefer o bölümler yani endüstriyel ilişkiler diyelim insan kaynakları diyelim sizin çok rahat yapabileceğiniz bölümler degildir onun için siz öncelikle kendinizzde hangi güçlü yönler var bunları tespit edip ondan sonar ilgi duyduğunuz alanlarda bu güçlü yönlerin hangilerini kullanabiliriz bunlara bakarsınız ne kadar çok öpüşüyorsa girdiğiniz o bölümde o kadar çok başarı elde edersiniz. Tabi bi de şeye de bakmak gerekir sektör önemli, şirketin kurumsel kimliği kurumsal niteliği önemli, insan kaynaklarına insana bakış açısı önemli yalnızca gireceğiniz bölüm değil gireceğiniz şirket kültürü de sizi orda mutlu ya da mutsuz, başarılı ya da başarısız yapacak önemli etmenlerden birisidir.

5- Fabrika veya Şirket hangisinin daha uygun olduğunu nasıl anlarız ? 
Insan hızlı bir şekilde adapte olabiliyor, ben buraya uygun değilim diyip girdiğin zaman da uygun olduğunuzu farkedebiliyorsunuz ya da kendinizi bi şekilde o yöne doğru yönlerdirebiliyorsunuz. Ben yaklaşık 1994den beri yani 23 yıldan beri bir şekilde çalışıyorum bunun 17 yılı bifiil fabrikalarda geçti. 5 yılı Belçikada geçirdiğim süreç teknik merkezde fabrikadan uzakta daha fazla denetçi yön gösteren, Process owner gibi ben mesele Bekaert’ta çalışırken process ownerlığım vardı öyle olunca işte insanlara çok fazla yön gösteriyorsunuz şunu şöyle yapın bunu böyle yapın şurda hata yapıyorsunuz diye uzaktan yönetmeye çalışıyorsunuz. Artıları var, çok gündelik hayatın içinde değilsiniz; eksileri var yaptığınız işin sonuçlarını çok net göremiyorsunuz. Fabrikada olduğunuz zaman fabrika ortamı daha hareketlidirdaha hararetlidir daha ateşlidir çok daha gündelik olay vardır takip etmeniz gereken işler gündelik hedefleriniz çok daha fazladır. Bunlardan birini bir kaçını kaçırdığınız zaman yakalamanız için ekstra çaba sarf etmeniz gerekiyor. Fabrika içinde biraz daha ekiple çalımanız gerekiyor ekip oyuncusu olamanız gerekiyor ya da ekibi yönetebilecek bir kişilikte olmanız gerekiyor. Genel merkezde teknik merkezlerde yani fabrikadan uzaklaştığınız zaman biraz daha bireyselliğe kaçıyor. Aslında ekibiniz yine var ama o ekip fabrikada bir ekip ve onlardan uzaktasınız onun için biraz daha fazla bireyselliğe kaçan kendi kendine çalışan uzaktan insanlarla iletişime geçen onları yönlendirmeye çalışan bir kısımdır ama tabi oranın avantajı şudur fabrikalar daha çok gündelik hedeflerin peşinde koşarlar genel merkezin aldığı hedefler doğrultusunda giderler. Fabrikalar kendi hedeflerini çok net belrleyemezler yani fabrikalar şunu söyleyemezler ben bugun 100 lastik satıyorum yarın 200 lastik yapmak istiyorum bunu fabrika direkt söyleyemez çünkü tedarik zinciri vardır o derki benim pazardan aldığım bilgi böyle bizim 50 lastik üretmeye ihtiyacımız var ya da şunu diyemez ben 17 jant üretmek istiyorum tedarik zinciri der ki hayır bizim pazarda 15 jant üretmeye ihtiyacımız var. Bunu bir şekilde genel merkezden aldığınız direktiflerin doğrultusunda gidersiniz. Tabi şunu yapabilirsiniz zaten çoğu fabrika da çoğu fabrika üst yönetimi de bunu yapmaya çalışır biz tamam genel merkezden aldğımız hedefler bunlar o tarafa gidioruz ama biz verimliliğimizi artırmak karlılığımızı artırmak için pazar payımızı artırmak için de şu ürünlere yönelebiliriz bu ürünler için de şu yatırımlar gerekiyor ya da biz şu verimlilik çalışmalarını yaparak şirkete çok fazla maddi yük getirmeden de bu tarafa dogru da gidebiliriz diye önerebilir. fabrikanın, genel merkezin de biraz daha bu konularda önünü açabilir konuma gelmesi gerekiyor fabrikanın ikincil görevlerinden birisi de bu.

6-Daha önce şu ankinden farklı bir sektör veya departmanda çalıştınız mı? Çalıştıysanız bu değişikliğe sebep olan neydi?
Çalıştım hepsi aslında değişik sektördü. Işte birisi lastik takviye sektörüydü, ama lastiğin içinde değildi. Hepsinin farklı sebepleri vardı. Mesela bir önceki iş yerimde güzel bir promosyon vermişlerdi fabrika müdürlüğü vermişlerdi o yüzden gittim, buraya gelirken biraz daha tanıdık bir sektör olduğunu düşündüm ki içine girdiğim zaman öyle olmadığını farkettim yani ben hep girerken şunu söylüyodum ha ben çok fazla lastik fabrikasına girdim ki şu var belki Goodyear içinde eski işimden dolayı en fazla rakip firma fabrikasına giren kişilerden biri benimdir çünkü normalde rakipler birbirlerini kendi fabrikalarına sokmak istemezler ama ben dediğim gibi goodyearın fabrikalarına girdim bridgesronun, michelinin, pirellinin fabrikalarına girdim çinli firmalara girdim onların içine girdiğim için de lastik sektörünü öyle ya da böyle dışarıdaki bir kişiden daha fazla biliyorumdur diye düşünüyodum tamam dışarıdaki bir kişiden fazla biliyormuşum ama tahmin ettiğimden çok daha az biliyormuşum onu farkettim onun için sektörler cidden farklılık göstrebiliyor. Buraya gelirken gelmemdeki sebeplerden birisi dediğim giibi lastiği biraz daha fazla biliyorum diye düşünmem ayrıca pozisyon olarak bir önceki fabrikamda 400/450 kişiyi yönetirken şuan yaklaşık 1000 kişilik bir fabrikayı yönetiyorum biraz daha geniş bir gömlek olduğunu düşündüğüm için tercih ettim artı biz zaten 17-18 yıldan beri sakarya bölgesinde yaşamıştık burası yine bir nevi eski evimize gelme fırsatı sunduğu için burayı tercih ettim. Bunların yanında tabi goodyearın global olması biliniyor olması da yan etkenlerdi.

Peki kariyerinizin başındaki değişikliklerden bahsedecek olursak kariyerinize yön verirken sektör değişiminizi etkileyen bir olay var mıydı? Bizimle paylaşabilir misiniz?
Şöyle oldu ben ilk önce Türk Standartların’da başladım, orayı saymıyorum ben çalıştım diye çünkü 1,5-2 ay boyunca eğitim gördük Ankara’da ve sonrasında Bursa’ya gittim. Orda Türk Standartların’dan gelen denetçilerle birlikte gidip fabrikaları denetleyerek uygunsunuz ya da değilsiniz diyorduk ama ben bunu çok kendime göre bulmadım. Çünkü ben üniversitede ODTÜ Makinada okumuşum ter dökmüşüm, gecemi gündüzüme katmışım. Türk Standartlarında o an için bilmiyordum ne yaptığımı ama girdikten sonra görüp bu iş bana uygun değil dedim. Tabiki gidip fabrikaları denetlemek, onların eksiklerini bulmak, iyileşmeleri için onlara destekte bulunmak güzel ama benim amacım bunu bifiil içinde olarak yapmaktı. Öyle olunca ben de ordan ayrılmaya karar verdim, ne yapabiliriz diye sağda solda bakarken tabi üniversiteyi Ankara’da okuyunca, ODTÜ’den mezun olunca, Aselsan genelde bütün ODTÜ’lülerin gitmek istediği şirketlerden birisidir, oraya başvurdum ve kabul edildim. Mesela oraya kabul edilmeden önce orda çalışan benden bir yaş büyük bir abimiz vardı onunla konuştum. Ne yapıyorsunuz ne ediyorsunuz hangi bölümlerde neler yapılar bilir diye onla konuştuktan sonra zaten kafamda iki bölüm vardı, bunlara girebilirsem kendimi mutlu hissederim diye düşündüm. Ki bu iki bölümden birisi de oldu Mekanik Tasarım Direktörlüğü diye bir bölüm. Orda biz ne yapıyorduk? Plastik parça üretimi yapıyorduk. Tabi plastik parça üretimi için önce kalıpların tasarımı, sonra kalıpların üretimi, sonra da enjeksiyon yötemiyle de parçaların üretimini yapıyorduk. Işte ordaki kalite sistemleri, parçayı direkt üretebilmek onları görmek beni mutlu etti, istediğim de buydu. Ben demek ki biraz daha fabrikaya ait bir kişi olduğumu hissettim. Askerlik için Aselsan’dan ayrıldım ancak tabi bu süre zarfında ODTÜ’den arkadaşlarla iletişimimi koparmamıştım, onlar kendi işlerinde napıyor biz Aselsan’da napıyoruz bunlar hakkında bilgi sahibi oldum. Aselsan’da gördüğüm en büyük eksikliklerden biri şuydu: Aselsan iyi bir şirket ama yerel bir şirket yurtdışı ile temasınız yok ben biraz daha fazla globalleşmek istiyordum. Artı zaten yerel olduğu kendi içinde kapanık olduğu için çok fazla eğitim veren buna yönlendiren bir şirket değildi, eğitim eksikliğini de hissettim çünkü diğer sektördeki arkadaşlara da bakıyordum diğer şirketlerde eğitimler alıyorlar, teknik eğitim alıyorlar, kişisel eğitimler alıyorlar ben orda eksik kaldığımı hissettim ve dedim ki Aselsan güzel bana da çok şey kattı, benim için iyi bir öğrenme basamağı oldu ama askerden dönüşte Aselsan’da devam etmeyi düşünmüyorum diye kendi kafamda zaten bu kararı almıştım. Askerdeyken bi kaç yerle görüşme oldu,
sonrasında Sabancı’dan bir teklif geldi hangi şirket olacağı belli değildi o zaman çünkü Sabancı 1996’da Talent Pool diye bir organizasyon kurmuştu, şirketlerden belli başlı genç yetenekleri topluyorlar ve ilerisi için yetiştiriyorlardı, ilerisi için yapıyorlardı. Bana böyle bir teklifle geldiler ben de tamam dedim, isteklerimi söyledim ben global bir şirkette çalışmak istiyorum yani beni SaSa’ya göndermeyin , zaten Türkiye’nin doğusuna gitmek istemiyorum artı SaSaya gidiceğime Aselsanda kalırım orda hala işim vardı ama Sabancı’nın global şirketlerinden birinde olmak istiyorumdum tamam dediler bundan dolayı beni BekSa’ya yönlerdirdiler Belçika ortaklı global bir şirketti. Sabancının verdiği eğitimleri arkadaşlarımdan duymuştum, direkt yoğunlaştırılmış kişisel gelişim etkinlik eğitimleriyle başladık. Aselsandan Sbancıya geçişim de bu şekilde oldu yani onlar biraz daha fazla ben bir üst pozisyona geçeyim diye değil kendimi üst pozisyonlara nasıl hazırlarım onun için bir yol haritasıydı ki 5 yıl çalıştıktan sonra Belçikada bir pozisyon oldu Belçikaya gittim o biraz daha hem pozisyon atlama hem gelecek için yine yatırım şeklindeydi. Ama dediğim gibi ilk 3 yıl ben kendimi yükseltmek için neler yapabilirim kendime nasıl yatırım yapabilirim bunun mücadelesi bunun planlamasıydı.

7- Sahip olduğunuz kariyerde bu aşamaya gelmek için neler yaptınız?
Aslında anlattım çoğunu ingilizce mutlaka şart, global bir şirkette çalışıyorsanız ki local şirketlerde şuanda onu istiyor. Yurtdışı deneyimi, yurtdışı deneyiminin haricinde ülkede olsanız dahi yabancılarla iletişim yani müdürünüz yabancı mı size raporlayan kişi yabancı mı bunlar önemli.

PEKi sizce eğitim için yurtdışı mı yoksa kariyer sırasında mı yurtdışı size göre
daha mantıklı?
Şöyle söyleyeyim mesela benim şuanda kızım liseye başladı, benim eşim derki işte yurtdışında okutalım, ben diyorum ki üniversiteyi yurtiçinde okusun master yapmak istiyorsa yurtdışında yapsın. Türkiyede kalmak istiyorsa ben bir şekilde üniversiteyi burada okumasını istiyorum çünkü şu da var tabi ki eğitim önemli ama aynı zamanda network de önemli. Network günümüzün olmazsa olmazlarından birisi ve üniversitede edindiğin network de iyi bir network yani benim şuan da hala görüştüğüm eğitimin her kademesinden tanıştığım arkadaşlarım var ve şu avantajı var iyi bir ünüversiteden, ODTÜden, iyi bir bölümden çıktığınız zaman arkadaşlarınız da yıllar içinde belli yerlere gelebiliyorlar ve bu size avantaj sağlıyor bu networkü kullanmak için ben kızımın yurtiçinde iyi bir üniversitede okumasını sonrasında master yapıcaksa yurtdışında yapmasını isterim. Şu var yurtdışı eğitim için olsun şirket için olsun bir şekilde olması gerekiyor hayatında ona kararı biraz da kişi kendisi vericek üniversitede eğitim hayatında mı olsun yoksa eğitimde olmadı ben çalışma hayatımda bir şekilde ben çalıştığım firmayla gidebilir miyim diyorsun o sana kalmış bir şey ikisinin de kendine göre avantajları ve dezavantajları var. dediğim gibi benim kişisel fikrim üniversitenin yurtiçinde okunması ancak daha sonrsındaki master va çalışma hayatında mutlaka yurtdışına gidilmesi yönünde çünkü yurtdışında olmanın şöyle avantajları var. farklı calışma ortamları, farklı çalışma sistemleri görmek insane yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Global şirkette çalışıyorsun onların ortamına girdiğin zaman onların beklentilerini daha net anlayabiliyorsun, ya da ne söylemek istediğini söylediği sözlerden yazdığı kelimelerden daha net çıkartabiliyorsun. Daha rahat onların isteklerine karşı cevap verebiliyorsun kendini onlara karşı daha net açıklayabiliyorsun. Onun dışında dediğim gibiişte değişik yabancıları yönetebiliyorsun çünkü kariyerinde belli bir süreçte bir şekilde ya yabancı birisine rapor vericeksin ya da yabancı birisi sana raporlayacak, yurtdışında bu tecrübeyi zaten ister istemez kazanıyorsun kazanmka durumundasın. Bu seni biraz daha yukarılara hzaırlamış oluyor. Onun için yurtdışı mutlaka olmalı hayatının hangi döneminde olacağı sana bağlı.

8- Çalıştığınız alanda kariyer sahibi olmak isteyenlere ne gibi tavsiyeler verirsiniz?
Aslında bunu da anlattık aşağı yukarı, yani bunu da söyleyelim bunu söylemedik tek bir şirkette yükselmek her zaman kolay değildir, niye çünkü tek bir alanda gidiyorsunuz başka sektörlerde başka konularda çok fazla tecrübeniz yok mutlaka 2-3 şirket değiştirin. Eskiden babalarınız anneleriniz girdiği zaman tek bir şirkette gidiyordu ama şuanda daha zor. Gidilebilir gidilemez değil ama daha fazla kendinizi geliştirmek istiyorsanız mutlaka birkaç şirket değiştirin bunun size son derece faydası var. Başka şirketleri görün yabancı dil mutlaka öğrenin, yurtdışında mutlaka vakit geçirin bir de şu var tabi ki her şeyden önce yaptığınız işi iyi yapın. Şans mutlaka önemli bir faktör ama biraz da şansınızı kendiniz yaratmanız gerekiyor. Yaptığınız işi iyi yaparsanız siz kendinizi değil başkaları sizi anlatır işte o zamanda gerçekten başarılı olduğunuz anlamına geliyor ki o zaman da herhangibir şirkette çok rahat kariyer sahibi olabilir, yükselebilirsiniz.

Free WordPress Themes, Free Android Games