Kerem Arseven | Röportaj

Amerika’da Türk Girişimci

-Kerem Bey merhabalar, sizi tanıyabilir miyiz? Akademik alt yapınız, sektör geçmişiniz, iş dışı aktiviteleriniz ve ilgi alanlarınız nelerdir?

-Yaklaşık 10 senedir Amerika’da yaşıyorum ve son 5 senedir girişimci kimliğim ile çalışmaya devam ediyorum. Amerika’ya taşınmadan önce de spor yöneticiliği üzerine üniversitede eğitim aldım ve spor halen hayatımın aktif bir parçası. Bunun yanında plaklara ve iyi kahveye de merakım var.

Üniversite yıllarında kariyer planlarınız ne yöndeydi? Bu planlara ulaşmak için ne yaptınız?

-Çok küçük yaşlarımdan itibaren spor odaklı bir hedef ve planlama ile ilerledim ve profesyonel seviye için yeterli olamayacağımı farkettiğim zaman bir nevi pivot ederek işin yönetim kısmına dair bir eğilime yöneldim ki üniversitede bu sebeple yöneticilik bölümünü tercih ettim. Hedefim sporcu menajeri olmaktı. Bu hedef doğrultusunda kendimi hem dil hem de spor organizasyonları konusunda daha iyi geliştirebileceğimi düşünerek New York’a taşındım tabi planlar bu süreçte fazlasıyla değişiklik gösterdi.

-Kendi girişiminizi kurmak her zaman aklınızda olan bir fikir miydi, bu işe girişirken çıkış noktanız ne oldu?

-Kendimi bildim bileli (küçük yaşlarda taso ve sporcu kartı alıp satardim) pazarlama ve ticarete dair bir kabiliyetimin olduğunu düşünürdüm ancak Amerika’ya geldikten sonra bu heyecanı eğitim, network ve vizyon ile destekleme şansı buldum. Sonrası da çok çalışarak geldi diyebilirim.

-Girişim ekosisteminin size sağladığı olanaklar ve yüklediği sorumluluklar nelerdir? Girişim dünyasının kurumsal hayattan farklarından biraz bahsedebilir misiniz?

-Daha önce çalıştığım start uplar oldu ancak kurumsal hayat deneyimim hiç olmadi. Bu yuzden kıyaslama yapmam çok doğru olmayabilir. Açıkçası ekosistem olarak da Türkiye ve Amerika arasında kaldığımdan tam anlamıyla iki taraftan da çok iyi beslenemediğim oluyor yine de farklı pazarları yakından takip etme fırsatım olduğundan dolayı projeksiyon çizmek, hangi iş modellerinin yükselişte olduğunu görmek açısından avantajları var.

-Daha öncesinde batırdığınız bir girişiminiz oldu mu?

-Hayır olmadı : ) hatta bunun yatırımcılar gözünde iyi bir şey olmadığı düşünülür yine de henüz bir işi batırmamış olmak beni mutlu ediyor.

-Ülkemizde birçok kişi tarafından kullanılan Amerika Postam şirketinin kurucularından biri olarak bu girişiminizin size kattığı tecrübelerden bahsedebilir misiniz?

– Amerika Postam benim kurucusu olduğum ilk girişimdi ve 4 yıl boyunca aktif rol alarak zor bir pazarda bilinirlik ve güven konusunda çok iyi bir marka yarattık. 2018 yılı Mayıs ayında exit yaparak da kendi adıma finale geldim. Edindiğim en önemli deneyimlere gelirsek; hiç yatırım almadan da bir işin sıfırdan var edilebileceğini öğrenmem ve doğru ekip arkadaşları ile iyi bir iş paylaşımının çok kritik noktalarından biri olduğunu görmem oldu.

-Türkiye ile Amerika’da girişimci olmak arasındaki farklardan biraz bahsedebilir misiniz?

– Diğer birçok sektörde olduğu gibi en önemli fark pazar hacmi. Büyük denizde fark edilmek, var olmak zor ancak ödülü de aynı oranda büyük oluyor. Küçük denizde büyük balık olmaya çalışmak da bir seçim elbette. Bununla birlikte Türkiye’yi bir test merkezi gibi kullanıp globale ürün geliştirmek de yatırım maliyetleri ve hata yapma lüksünü sunduğundan dolayı bir avantaj yaratıyor.

– Yıllar içerisinde çok farklı alanlarda girişimleri bulunan bir kişi olarak bir girişimin başarılı olmasını sağlayan özelliklerden bahsedebilir misiniz?

-Farklı alanlarda girişimler yapmamin birinci sebebi fırsat ve talep gördüğüm konulara dair iş modeli geliştirerek ekip oluşturabilme becerisi diye düşünüyorum. Sorumluluk almaktan korkmayan bireyleri bir takim haline getiriyorum ve tüneldeki isigi takip etmeye başlıyoruz. Bu ışık bazen daha büyüyor bazen ise yok olup gidiyor. Ama önemli olan başka ışıklar bulmak için çalışmaya ve merak etmeye devam etmek diye düşünüyorum.

-Bir girişimci için olmazsa olmaz özellikler nelerdir?

-Bence bir girişimci için en önemli özellikler; merak, öğrenme hevesi ve sabır.