Tolga Güralp Röportaj

Merhaba Tolga Bey, sizi daha yakından tanıyabilir miyiz? Eğitim geçmişiniz ve kariyerinizden biraz bahsedebilir misiniz?

 

ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği 2010 yılı mezunuyum. ODTÜ’den mezun olduktan sonra Unilever’de yönetici adayı yani management traniee olarak çalışmaya başladım. Bir süre sonra biraz daha teknik ve kendi işimi yapabileceğim bir alana kaymak üzere Türkiye İş Bankası’nın security takımına geçtim. Oradan da biraz daha business tarafında olmak hoşuma gider diye düşünerek Garanti Bankası’na geçtim. Yani zaman içerisinde  insan kendisini daha iyi tanıyor. Ondan sonrasında INSEAD’da MBA yaparak McKinsey’e geldim. 

 

McKinsey işe giriş süreciniz ve bu sürece hazırlığınız nasıl geçti?

 

Aslında bizim burada uyguladığımız işe alma kriterleri bütün dünyada bütün ofislerin uyguladığı kriterler ve mümkün olduğu kadar aynı işe alım kriterlerini herkese uygulamaya çalışıyoruz. Yine aynı şekilde McKinsey’nin işe alım kriterleri aslında bu kadar net olduğu için de çalışıp üzerine vakit harcayıp başarılı olabileceğiniz ya da başarı şansınızı arttırabileceğiniz kriterler. Dolayısıyla aslında gerçekten bu bir çalışma işi. Biz McKinsey’de işe alım tarafında temelde iki aşamalı bir sistem uyguluyoruz. İlk olarak sizi tanıyoruz, sizin arka plandaki bilgi birikiminizi zaten görüyor oluyoruz. Burada aslında diğer arkadaşlarınızdan ayrıldığınız küçük bir hikayeniz, bir başarı hikayenizi o güne kadar yaptığınız şeyleri anlatıyorsunuz çok kısaca. 

Karşımıza oturan kişinin bugüne kadar hayatında nasıl fark yarattığını, onu biraz daha yakından tanıyabileceğimiz bir liderlik hikayesini dinliyoruz. Bu ilk tarafı. İkinci tarafında ise bildiğiniz gibi case mülakatı yapıyoruz. Case mülakatı nedir? Case mülakat aslında bizim sektörde gündelik hayatta sizden çözmenizi beklediğimiz durumları birazcık daha kısaltıp özetleyerek sizin yaklaşımınızı görebileceğimiz bir hale getirmektir. Yani normalde biz ne iş yapıyoruz burada? Önce müşteriye gidiyoruz, problemi anlamaya çalışıyoruz ya da bize verilen hedef doğrultusunda bir analiz yapıyoruz, durumu anlıyoruz. Bunun neticesinde hipotez bazlı bir çözüm yaklaşımımız var, hipotezler geliştiriyoruz. Bu hipotezleri tek tek analiz ediyoruz ve neticesinde sonuca ulaşmaya çalışıyoruz. Aslında biz case mülakatlarında da bunun aynısını sizden bekliyoruz. Yine benzer bir durumu çok daha özet daha kompakt bir şekilde size sunuyoruz ve sizin nasıl bir yaklaşımla probleme saldırdığınıza, nasıl bir yaklaşımla problemi çözdüğünüze, kendinizi ne kadar rafine bir şekilde ifade edebildiğinize bakıp karar veriyoruz. Özet olarak böyle. Biraz daha tepe seviyede ise mülakatlar genelde altı kişiden oluşuyor. Yani bir gün geliyorsunuz iki kişiyle görüşüyorsunuz, diğer gün geliyorsunuz iki kişiyle görüşüyorsunuz, bir gün daha iki kişiyle görüşüyorsunuz. Gerçekleşen bu mülakatlar neticesinde de karar veriliyor. Bütün mülakatlarımız aşağı yukarı 45-50 dakika sürüyor. Ve her birinde aynı format uygulanıyor. Mülakatın ilk aşamasında az önce söylediğim gibi davranışsal sorular soruluyor size bir liderlik hikayenizi anlatın gibi. Böyle en gelenekselinden çeşitli sorularla önce sizi tanımaya çalışıyoruz ilk 5-10 dakika. İlk 5-10 dakikadan sonra 20-25 dakika kadar bir vaka mülakatımız oluyor az önce söylediğimiz ilkeler doğrultusunda. Vaka mülakatının ardından da bir vakayı kapatıyoruz ve 5 dakika da sonunda muhabbet ediyoruz. Özellikle üniversiteden çıkan arkadaşları business analyst ve data scientist olarak işe alıyoruz genelde ve bu şekilde bir işe alım süreci izliyoruz. 

 

Peki işe girişte uyguladığınız sınav benzeri bir uygulama var mı?

İşe girişte uyguladığımız bir test değil ama bir online oyun var. Siz geldiğiniz zaman CV lere bakılıyor. McKinsey’de mutlu olacağını düşündüğümüz insanlara ya da buraya uygun olduğunu düşündüğümüz arkadaşlara bir test sınav gönderiliyor. Buna sınav demeyelim ama dediğim gibi bu bir oyun gibi. Aynı şekilde bu bir yetenek sınavı ya da başarı sınavı değil. Bu sizin problemlere nasıl yaklaştığınızı, nasıl çözüme gittiğinizi görmek istediğimiz bir oyun. Yani hakikaten sizin düşünce sistematiğiniz Mckinsey’deki düşünce sistematiği ile ne kadar paralel onu görmek istediğimiz bir oyun. Bu oyunun neticesine göre mülakatlara çağrılıyor insanlar. O mülakatlar neticesinde de karar veriliyor. Bu oyunun amacı bilgi değil, matematiksel kabiliyet değil,sizin üniversite sınavlarında çözdüğünüz sorular gibi hızlı bir şekilde bir şeyleri çözmek değil. Yaklaşımı görmek bizim istediğimiz bir oyun bu. 

 

Vaka mülakatlarına hazırlanan öğrenciler sizce nasıl bir yol izlemeli ve ne tür kaynaklar kullanmalılar? Bu hazırlık süreçlerini nasıl daha verimli hale getirebilirler? Biraz tavsiye verebilir misiniz?

 

Tabii ki. Vaka mülakatları da ondan önceki davranışsal kısım da her şeyden önce sizin çalışarak başarılı olabileceğiniz şeyler. Yani eğer McKinsey’de çalışmak istiyorsanız buna zaman harcayarak, emek vererek, bu mülakat dönemine hazırlanarak buradaki şansınızı artırabilirsiniz. ODTÜ mezunu olmak nasılsa McKinsey’nin alumni’ı olmak da öyle bir şey. Dolayısıyla buna vakit harcamanız, bunun için çalışmanız, çaba sarf etmeniz gerekiyor. Peki çaba sarf etmekten kastımız ne? Özellikle vaka mülakatı tarafında ne kadar antrenmanlı olursanız, ne kadar çok çözmüş olursanız o kadar rahat hissediyorsunuz ve karşınızdakilerin beklentilerini o kadar kolay karşılıyorsunuz. Biz burada senelerce çalışarak kendinizi bitirmenizden bahsetmiyoruz. Yeteri kadar vaka çözerek kendinizden emin olana kadar ve ben artık nasıl bir vaka gelirse gelsin kendimi ifade edebilirim, sonuca ulaşırım diyene kadar hazırlık yapmanız gerekiyor. 

Hazırlık aşamasında da zaten elinizin altında muhtelemen vaka mülakatları ile alakalı kitaplar ve pdfler vardır. Ayrıca online ortamda da adım adım bu işin nasıl yapıldığına ilişkin bir çok kaynak var. Vaka çözmenin bir yapısı var.Öncelikle size bir problem anlatılır ve sizden problemi düşünmeniz, detaylandırmanız beklenir. Ardından siz kendi kafanızda  problemi çözmek için nasıl bir yaklaşım benimseyeceğinizi kurarsınız. Karşıdakiyle valide edersiniz ve validasyon sürecinden sonra analizlerinizi gerçekleştirirsiniz. En son olarak da bulgularınızı özetlersiniz. Akış bu şekildedir genelde. Bununla ilgili dediğim gibi online platformlarda birçok içerik bulabilirsiniz. Bu süreçte en önemli olan şey ise ikili bir şekilde birbirinize vaka mülakatı yapmak. Tek başına çalışmak bu sektörde çok zor. Bu işi arkadaşlarınızla yapmanız gerekiyor. Bunun neticesinde de ikiniz de gelişeceksiniz. Bizim yine tavsiyemiz mümkün olduğu kadar fazla insanla vaka çözün ki tek bir kaynaktan giderek tek taraflı beslenmeyin. Ne kadar fazla insan görürseniz o kadar fazla yaklaşım görürsünüz ve kendi yaklaşımınızı o kadar iyi optimize edersiniz. Dolayısıyla bu bir birliktelik işi ve bence ODTÜ bence bunu en iyi yapabileceğiniz yer. Yani birbirinizin elinden tutmak, birbirinizi yukarı çıkarmak dediğim zaman hala bir sürü okul görmeme rağmen ODTÜ’nün yeri benim için bambaşkadır. Dolayısıyla şu anda elinizin altında kaynaklar da var. Hep birlikte gelişebilirsiniz.

 

Sizin McKinsey öncesinde hazırlık süreciniz nasıldı? 

 

Benim sürecim yeni mezun işe alımından farklıydı. Çünkü ben MBA çıkışlıydım. INSEAD’tan sonra buraya geldim. MBA sonrası başladığınızda Associate Level olarak başlıyorsunuz. Normalde ise okulu bitirdikten yaklaşık 5-6 yıl sonra Associate oluyorsunuz. Bu süreçte yaklaşık 3 yıl Business Analyst olarak çalıştıktan sonra MBA yaptıktan sonra Associte olarak dönüyorsunuz. Benim sürecimde ise biz INSEAD’ta bir danışma kulübünün koordinasyonuyla 1 ay boyunca günde birkaç tane vaka çözerek birkaç ay geçirdik. Birbirimize vakalar ve feedbackler verdik ki bu da çok önemliydi. Bir süre sonra çok farklı insanlarla vaka çözümü gerçekleştirdikten sonra, o insanların farklı yaklaşımlarını gözlemleyerek kendine katabiliyorsun. Daha sonra sen bir başkasına vaka verdiğin zaman önceki haline kıyasla daha farklı noktalar üzerinde durabiliyor ve karşılaştırabiliyorsun.

 

 

Danışmanlık sektöründe yer almak isteyen öğrenciler için üniversite yıllarında neler yapmalarını tavsiye edersiniz?

 

Bu biraz kaçıncı sınıf olduğunuza bağlı. 4. sınıfsanız özellikle işe alım döneminden 3-4 ay önce hazırlanmaya başlamanız gerekmekte. Birkaç ay boyunca bir sürü insanla karşılıklı vaka çözümleri gerçekleştirerek yaklaşımınızı mükemmeleştirmeniz sizin için faydalı olur. Ondan öncesinde ise bu senelerce çalışmanız gereken bir şey değil. 2-3 aylık güzel bir çalışma disipliniyle bir sürü insanla vaka çözerek bunu halledebilirsiniz. İlk üç yıl içinse genel olarak uluslararası alanlarda kendinizi daha rahat ifade edebilmek için üniversite döneminde farklı kültürel ortamlarda bulunarak konfor alanınızdan çıkabilirsiniz. Mesela Erasmus’a gidip orada farklı kültürlerle bir şeyler yapmak, Türkiye’ye gelen yabancı insanlarla aynı ortamda bulunmak, öğrenci topluluklarında roller almak ve erken yaşta sorumluluk taşımaya başlamak sizin ilerideki kariyerinizde size çok faydası olacak şeyler. Kendinizi bu tip ortamlara ve durumlara alıştırırsanız hem mülakatta hem de mülakat sonrasındaki iş ortamında faydasını görürsünüz. 

 

Vaka Mülakatlarında rastladığınız öğrenciler tarafından en sık yapılan hatalar nelerdir?

 

Öğrenciler tarafından en çok karşılaştığımız şey panik hali içerisinde olmaları. Özellikle ortaya bir emek koyduktan ve bir dönem buna hazırlandıktan sonra eğer bir de mükemmeliyetçi bir insansa en ufak bir terslikte panik yaşanabiliyor. Karşımızdaki kişilerin ne kadar kapasitesi yüksek, zeki ve farklı insanlar olduklarını ve şirkete çok fazla şey katabilecek insanlar olduklarını görüyoruz fakat bu panik durumunda işler karmaşıklaşabiliyor. Örneğin vaka çözümü sırasında basit bir işlem hatası yapıldığında, öğrenciler bu hatalarından dolayı onları yetersiz göreceğimiz hissine kapılabiliyorlar. Hepimiz hata yapıyoruz. Bizim günlerimiz hata yapmakla geçiyor. Panik yapmadan hatanızı fark ettiğinizi belirterek hatanızı düzeltip kaldığınız yerden devam etmelisiniz. İşe alım sürecindeki arkadaşlarımız da sizi sakinleştirerek sizden en iyi performansınızı almak için ellerinden geleni yapıyorlar. İkinci en çok rastladığımız hata ise hazırlıklı gelinmemesi. Biz Türkiye’deki bütün iyi okullardan başvurular alıyor ve öğrencilerle görüşüyoruz. Öğrencilerin bir kısmı çok iyi hazırlanmışken bir kısmı ise hazırlık yapmadan geliyor. Bu da mülakat esnasında fark ediliyor. Siz eğer yeteri kadar hazırlığınızı yapmışsanız mülakatlarda çok büyük problemlerle karşılaşmazsınız.

Kısacası panik yapmayın, hiçbir durumda modunuzu düşürmeyin. Şimdi olmaz 3 sene sonra olur, A şirketi olmaz B şirketi olur. İmkanlar bitmiyor, hayatın sonu değil bunu unutmayın. Ve de hazırlığınızı yapın. Bu kadar basit.

 

McKinsey işe alım sürecinde öğrencilerin CV’lerinde mutlaka olmalı denen kriterler var mı?

 

Bu konu hakkında bizle alakalı tüm çalışanların 4.0 ortalamaya sahip olması gibi

söylentiler çok yaygın fakat böyle bir dünya artık yok. Bu söylentilerin kaynağı şirket tarafından seneler önce bölüm birincileriyle tanışma yemeklerinin düzenlenmesi. Özellikle şu an böyle bir ortalama ya da bölüm elemesi yapılmıyor. CV’nize bakarak sizin gerçekten şirket içerisinde bir fark yaratabileceğinizi, bizim problem çözme yaklaşımımızı uygulayarak sonuca yaklaşabileceğinizi düşünüyorsak mutlaka sizinle tanışmak istiyoruz. Mümkün olduğunca arkadaşımızla tanışma şansı edinebilmek adına işe alım yapacak insan sayısını elimizden geldiğince artırmaya çalışıyoruz. Spesifik olarak baktığımız bir nokta yok ama takdir edersiniz ki bir pozisyon için 200 kişi ile görüşebilme imkanımız varken 600-700’lerde başvuru alıyorsak diğerlerinden daha farklı olan CV’leri önceliklendirmek durumunda kalıyoruz. Burada bölüm veya not ortalaması asla bir kriter olmuyor. Eğer not ortalamanız 

4.0 ise muhtemelen sizinle mülakat yaparız çünkü bu sizin çok farklılaştığınızı gösteren bir şeydir. Ama dediğim gibi işe alım için bir kriter değildir. Genelleme yapamayız. Ben çok yüksek ortalamayla ODTÜ’den mezun olmadım yine Türkiye ofisimizin CEO’su da sizin düşündüğünüz gibi çok yüksek ortalamalarla ODTÜ’yü bitirmiş biri değil. Bunlar gerçekten birer söylenti.

 

Danışmanlık sektörü dışında da deneyimli biri olarak danışmanlık sektörünü yaptığınız iş ve çalışma şartları açısından diğer sektörlerle kıyaslayabilir misiniz?

Bütün sektörler çok kıymetli. Çalışma tarzına göre değerlendirdiğimiz zamana burada biraz daha hızlı değişen bir dünya var. Bugün bir enerji şirketi ile sürdürülebilirlik stratejileri hakkında çalışma yürütürken yarın bir bankanın kurumsal bankacılık süreci hakkında çalışma gerçekleştirebilirsiniz. Ertesi gün ise sizi Orta Doğu’da bir kurum çağırır ve sanata yatkın bir jenerasyon geliştirmek için eğitimde yapmaları gereken yenilikler hakkında soru sorabilir. Bir yılda bu kadar farklı 3-4 projede yer alabilirsiniz. Bu da bir konuda derinlemesine bilgi sahibi olmak yerine bazı konulara tepe seviye yaklaşımlarla tepe seviye çözümler bulmayı gerektiriyor. Diğer işlerde yaptığınız işi çok iyi bilmeniz gerekirken burada yaklaşımınızı iyileştirip mükemmelleştirerek kararlar almalısınız. Bunlara ek olarak McKinsey’nin gelecek ve kariyer planlarınız için de artıları çok fazla.

 

Bahsettiğiniz üzere sene içerisinde birçok farklı alanda projeler yapıyorsunuz bu da birçok farklı sektör hakkında bilgi sahibi olmanızı gerektiriyor. Bu konuda kendinizi nasıl geliştiriyorsunuz ya da bu süreçler nasıl işliyor?

 

Öncelikle bahsettiğim gibi biz zaten bir konu hakkında derinlemesine bir bilgiye sahip olunmasını beklemiyoruz. Örneğin Orta Doğu’da bir kurum size eğitim üzerine bir proje verdiği zaman kültürel transformasyon konusunu çok iyi bilen bir insan olmanızı beklemiyoruz. Ama zaten şirket bünyesinde bu işi daha önceden defalarca yapmış ya da sektörde bu alanda uzun süreler çalıştıktan sonra bize transfer olmuş insanlar oluyor. Kısacası içerde bilgi hazinelerimiz oluyor. Bu bilgi hazineleri sadece insanlar olmak zorunda değil dokümanlar, analizler yani bizim yarattığımız her şey ortak hafızamızda yer alıyor.

Siz geldiğiniz zaman müşterinin ihtiyaçlarını anlayıp bu ortak hafızadaki bilgileri kullanarak müşterinin ihtiyaçlarına çözüm bulmalısınız. Aslında sizden beklenen bu. Dolayısıyla o sektör tarafındaki bilgi açığımızı bu şekilde kapatıyoruz ve genelde gerçekten bu işi çok iyi yapan insanlar bir süre sonra transfer olabiliyorlar. İçerdeki bilgi kaynaklarının seviyesi gerçekten başarılı durumda oluyor. Örneğin ben bir enerji firmasıyla proje yaparken çok spesifik bir konuda bilgi açığımız oldu fakat McKinsey bünyesinde daha önce enerji sektöründe de yıllarca çalışmış iş arkadaşlarımız vardı ve onlarla 1-2 saat konuşmak her şeyi değiştirdi. Yani sektör açığımızı içerideki insanlardan ve dokümanlardan oluşan bilgi hazinesi oluşturarak müşterlerimize yardımcı olmaya çalışıyoruz.

 

Bu sektörde çalışan birinin sahip olması gereken kişilik özellikleri var mıdır?

 

Bu sektörde çalışan insanların tek tip kişiliğe sahip olması gerektiğini düşünmüyoruz. Hatta tek tipleşmemek adına mümkün olduğunca farklı arkadaşımızı aramızda görmek istiyoruz. 

Çünkü 10 tane birbirinin aynısı insanı bir odaya kapattığınızda aslında oradan 10 tane fikir çıkmıyor bir tane fikir çıkıyor ama 10 tane farklı farklı düşünen insanı aynı odaya kapattığınız zaman birçok değişik yaklaşım çıkıyor doğal olarak potansiyeli maksimize ediyorsunuz. O yüzden tek tipleştirmiyoruz. Analitik bir düşünceye sahip olması, kendini net ifade edebilmesi vs. tabii ki birlikte çalışacağımız kişilerde bir noktada aradığımız özellikler ama karakter özellikleri olarak sizi tek tipleştirmek istemiyoruz siz mevut halinizle değerlisiniz. Bizim aradığımız karakter özellikleri değil, sizin yaklaşım biçiminiz. O yaklaşımlar ile birlikte kendi farklı dünyanızı bir araya getirdiğiniz zaman mükemmel bir kombinasyon oluyor. Analitik bir yaklaşım, yapısal düşünmek, bir problemi parçalara ayırabilmek ve bunları net bir şekilde ifade edebilmek gibi özellikleri arıyoruz. Bunlara sahip biri ister içe dönük ister dışa dönük olsun, bunlara bakmıyoruz.