Zeynep Kömürcü Bulut | Röportaj

Merhaba Zeynep Hanım, sizi tanıyabilir miyiz? Akademik alt yapınız, sektör geçmişiniz, iş dışı aktiviteleriniz ve ilgi alanlarınız nelerdir?

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Bununla birlikte bölümümünün bir yan dalı olan Reklamcılık eğitimini tamamladım. İkisi birleşti ve içerik yazarı, içerik stratejisti olarak dijital pazarlama kariyerim ortaya çıktı. Stajyer pozisyonunda çalışmaya başladığım dijital ajans, benim ikinci üniversitem oldu. Dijital Pazarlama ile ilgili her şeyi araştırarak yaparken orada öğrendik.

Mercedes, Akbank, TURKCELL, Biletix, Çiçeksepeti, Vakıfbank, TTNET, BMW, MINI gibi pek çok markayla çalışma şansı bulduğumuz için de o dönemki arkadaşlarla beraber kendimizi çok geliştirebildik.

İş dışı aktivitelerim pandemi nedeniyle şu an yemek yapmak, çocuk bakmak 🙂 O arada biraz kitap okumaya çalışıyorum, kısa yürüyüşlere çıkıyorum, bir de pandemi esnasında 3 tane masal kitabı yazma ve yayımlama hayalimi gerçekleştirdim.

Dönem dönem canlı yayınlar ya da eğitimlerle gençlerle buluşuyorum. Onlara fayda sağlamak, beni çok motive ediyor. Hatta masallar nedeniyle bu ara bana bambaşka bir kapı daha açıldı. 6-8 yaş arası çocuklarla çevrimiçi bir araya gelip masallarımı okuyor, teknoloji üretmeyi ve güvenli interneti konuşuyoruz.

Stradesco’nun kuruluş hikâyesinden bahsedebilir misiniz? Bu yolculukta sizi en çok motive eden şey neydi?

Stradesco; iki buçuk ve beş yaşındaki iki çocuğunu, sabah 6’larda sıcacık yataklarından kaldırıp buz gibi havada arabanın içine atan, koştur koştur bebeleri kreşe bıraktıktan sonra beyaz yakalı işine yetişmeye çalışan annenin dramatik yaşam öyküsü sonucunda ortaya çıktı.

Bu durumdan önce iki senelik bir uzaktan çalışma geçmişim vardı, kurumsal hayata dönmek istediğimde hem tecrübelerim gereğinden fazla idi hem de düşük ücretler teklif ediliyordu. Tüm bunlardan sonra artık kendi yolumu çizme zamanı gelmişti.

2018’in başlarıydı, pandeminin henüz esamesi yoktu. Uzaktan çalışma esaslı bir ajans kurguladım. Daha önce yönettiğim projelerden dolayı ekibimiz zaten hazırdı. Bu çok önemli çünkü yola çıkarken kimlerle kol kola girebileceğinizi netleştirmeniz gerekiyor. En az 3-5 kişilik çekirdek kadronuz hazır olmalı.

Sonra dedik ki Stradesco dijital annelere pozitif ayrımcılık yapan bir ajans olmalı, öncelikle onlara iş imkanı tanımalı. Burada bir hata fark ettik ve bu sisteme dijital babalarımızı da kattık. Şu anda 5’i dijital anne, 2’si dijital baba olmak üzere 12 ekip üyemizle çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Motivasyonu, aslında bir koşturmaca içerisinde olmadan çalışabilmek veriyor. Trafiğe karışmadan yaşamak, uyandığında çocuklarla kucaklaşabilmek – sürekli bir arada olmak çoğunlukla zor olsa da çocuklarının büyüdüğünü görmek ve aynı şansı başkalarının da yakalayabilmesi adına iş imkanı sunabilmek, gerçekten günün sonunda en önemli kazanımınız olarak karşınıza çıkıyor.

Stradesco’nun kurucusu ve bir dijital anne olarak bir iş gününüz nasıl geçiyor?

Normalde hep birlikte, acele etmeden kahvaltımızı edip çocukları okula gönderdikten sonra rutin işler, spor ve kişisel gelişim ile bir günüm doluyordu. Haftada 2-3 gün yüz yüze toplantılar, sosyal hayat ve networking ile geçiyordu.

Şu an günlük planlarım epeyce değişmiş durumda. Çocuklardan önce uyanıp en az 2-3 saat evin sessizliğinde pek çok işimi bitirmeye özen gösteriyorum. Konsantrasyon isteyen işleri, bu saatlerde yapıyorum.

Butik bir ajans olduğumuz için ayrıca ekiplerin içerik ve strateji direktörlüğünü yapıyor ve günlük, haftalık işleri koordine ediyorum. Çevrimiçi müşteri toplantıları, araştırmalar, mail kontrolleri, sabah-akşam-öğle yemeği organizasyonları derken akşam oluyor. Akşamları 30-40 sayfa kitap okuyarak hayalimdeki diğer masal ya da öyküler için kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Çocuklarla bahçede temiz hava alabilmek için de günlük 1-2 saat zaman ayırıyorum.

Eşim de bir beyaz yakalı. O işten döndüğünde onunla sohbet+kahve faslımız da çok keyifli geçiyor. O kurumsal anlamda benden çok daha tecrübeli. Pek çok konuda bana adeta koçluk yapıyor.

Geceleri ise mutlaka çocuklara kitap okuyorum. Zaten onlara kitap okuya okuya da aslında kafamda masal yazma hayallerimi kurguluyormuşum.

“Teknoloji Üreten Nesiller” adlı masal kitabı serinizi çıkarma sürecinizden ve bu seriyle alakalı nasıl dönütler aldığınızdan bahseder misiniz?

8 yıllık bir anneyim. Edebiyat kökenli olunca da yazma, üretme isteği her zaman oluyor.

8 yıl boyunca neredeyse her gece masal okuyunca bende de masallar yazma isteği ortaya çıktı.

Ama bir sorun vardı…

Kedi, köpek, tavşan, fare, ayı, tren, vapur… Aklınıza ne geliyorsa hepsi hakkında en az 100 masal vardı. Farklı bir şey arıyordum zihnimde ve sonunda “Teknoloji Üreten Nesiller” serisi ortaya çıktı.

Yuki ve Yapay Zeka, Nuyo ve Mobil Oyunlar, Mimo ve Robotik Kodlama…

Çocuklara teknolojiyi tüketmeyi değil, üretmeyi aşılayan; sürekli “cesaret, korku, heyecan, paylaşmak, utanmak, prenses olmak” gibi konular etrafında dönen masallardan çok farklı bir yaklaşımı olan masallarla ebeveynlerin karşısına çıktığım için çok güzel dönütler alıyorum.

Öğretmenler ve okullardan da davetler alıyor, güzel yorumlarla karşılaşıyorum.

Sizce dijital pazarlama alanında çalışacak kişiler hangi özelliklere sahip olmalıdır ve bu kişilere neler önerirsiniz?

Sadece dijital pazarlamada değil tüm alanlarda – bana göre – çalışma disiplinine sahip olmalıyız.

Çalışkan olmalıyız. Ülke olarak ekonomik anlamda bu aralar dezavantajlı konumdayız.

Hem kendimiz hem toplumumuz için üretmeliyiz.

Disiplinli çalışma, iş takibi yeteneği, üretken olma; hepimizde olması gereken özellikler.

Şunun da altını çizmeden geçmeyelim: Disiplinli çalışmak ile çok ve verimsiz çalışmak da birbiriyle karıştırılmamalı.

Sistematik çalışıp sanata, spora, edebiyata da zaman ayırarak planlı olmalıyız. Önce kendimize değer vermeli, sonra da işlerimizi tıkır tıkır halletmeliyiz.

Öğrencilik döneminde mutlaka yapılmalı dediğiniz şeyler varsa bunlardan bahsedebilir misiniz?

Okulu bitirmeye çalışırken bol bol gezmek (inşallah pandemi izin verirse ve maalesef ekonomik durumlar da – burslu bir şekilde dünyayı dolaşmanın yollarını bulmanızı öneririm), bir yandan da merak ettiğiniz iş kollarında bir an evvel stajlara ya da çalışmaya başlamak çok önemli.

Şimdi bir iş bulmak ya da meslek sahibi olmak için tek bir uzmanlık alanının yetemediği bir döneme girdik. İki-üç alan seçerek alternatifler oluşturmak da işinize yarayacaktır.

Başarılı bir girişimci olarak girişimci ruhlu kişilere önerileriniz nelerdir?

Bir girişimci öncelikli olarak kişisel markalaşması için çalışmalı.

Bir de “girişimci ruhu” kelimesinin büyüsüne kapılıp Don Kişot misali rüzgar değirmenlerine karşı savaş açmamalı.

Evet, kervan yolda düzülüyor ama buna çelik gibi sinirler gerekiyor.

Bu nedenle yola çıkmadan evvel hukuk ve muhasebe bilgisi, fiyatlandırma-maliyet analizi, ekip yönetimi tecrübesi, tahsilat yapabilme yetisi gibi özelliklerinizi; az da olsa geliştirdiğinizden emin olmalısınız. Ya da bu konularda güvenebileceğiniz insanlarla çalışmalısınız.

Sizce dijital pazarlama sektörünü gelecekte Türkiye’de ve dünyada neler bekliyor?

Zamanla gelişip geleneksel pazarlamayı geride bırakması planlanırken pandemi ile birlikte dijital pazarlama gerçeği, kucaklarımıza bomba gibi düştü.

Şu anda sokaktaki kuruyemişçi de hiç e-ticarete girmemiş marketler zincirleri de bu işin önemini kavramış durumda.

Bu alandaki istihdamlar günden güne artacak fakat kendisini 2-3 günlük eğitimlerle dijital pazarlamacı ilan edenlerin sayısı da artacak.

Sektörün öncelikle bilenle bilmeyeni ayırt edebilecek profesyonellere daha fazla ihtiyacı olacak, girişimciler bu konuda kendilerini geliştirmek durumunda kaldı-kalacak ve dijital pazarlama için bütçe ayırmayan şirketlerin rekabette çok zayıf kalması söz konusu olacak.